Türkiye'nin demografik yapısındaki dönüşüm, gayrimenkul sektöründe tasarım ve konumlandırma stratejilerinin yeniden şekillenmesini zorunlu kılıyor. Yaşlı nüfusun artış hızı ve hane içi yaşam biçimindeki değişimler, konut üretiminde sadece barınma ihtiyacının ötesinde, yaşam kalitesini ve bağımsızlığı destekleyen unsurları ön plana çıkarıyor.
TÜİK'in İstatistiklerle Yaşlılar verileri, bu değişimin boyutlarını somut rakamlarla ortaya koyuyor. 2023 yılında 1 milyon 669 bin 270 olan tek başına yaşayan 65 yaş ve üzeri birey sayısı, 2025 yılında 1 milyon 836 bin 496 seviyesine yükseldi. Bu artış, iki yıllık periyotta 167 bin 226 kişilik bir farka ve yaklaşık yüzde 10'luk bir büyümeye işaret ediyor. En az bir yaşlı bireyin bulunduğu hanelerin oranı ise aynı dönemde yüzde 24,5'ten yüzde 26,1'e çıktı.
Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, konut üretimi ve kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşlanan nüfusun özgün ihtiyaçlarının merkeze alınması gerektiğini vurguladı. Özelmacıklı, geleceğin konut stokunun bugünden planlanmasının hayati önem taşıdığını belirterek, TÜİK nüfus projeksiyonlarına atıfta bulundu.
Özelmacıklı, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’nin yaşlanan nüfus yapısının gelecek yıllarda daha belirgin hale gelmesi bekleniyor. TÜİK nüfus projeksiyonlarının ana senaryosuna göre yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payının 2030’da yüzde 13,5’e, 2040’ta ise yüzde 17,9’a ulaşması öngörülüyor.”
Erişilebilirlik sadece asansörle sınırlı değil
Konut seçiminde fiziksel özelliklerin yanı sıra çevresel faktörler ve ekonomik sürdürülebilirlik de belirleyici rol oynuyor. Tek başına yaşayan yaşlıların yüzde 14,3'ünün aynı ilde ikamet eden çocuğunun bulunmaması, sağlık hizmetleri, eczane, market ve toplu taşıma gibi günlük ihtiyaçlara erişimi kritik hale getiriyor.
Mustafa Hakan Özelmacıklı, erişilebilirlik kavramının bina girişinden daire iç düzenine kadar tüm alanları kapsadığını ifade ederek, teknik detaylara dikkat çekti.
Özelmacıklı, erişilebilirlik standartlarına ilişkin şunları söyledi:
“Konutlarda erişilebilirliğin yalnızca asansör bulunup bulunmamasıyla ölçülmemesi gerektiğine dikkat çeken Özelmacıklı, bina girişinden dairenin iç düzenine kadar tüm alanların değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bir binada asansör bulunmasına rağmen asansöre ulaşmak için merdiven çıkılması gerekebileceğini ifade eden Özelmacıklı; ağır giriş kapıları, yüksek eşikler, dar geçişler ve kaygan zeminlerin de özellikle ilerleyen yaşlarda günlük yaşamı zorlaştırabileceğini söyledi.”
Satın alma bedeli veya kira tutarının tek başına yeterli bir kriter olmadığına işaret edilen açıklamada, aidat, ısınma, bakım ve ulaşım gibi düzenli giderlerin emekli bütçeleri üzerindeki etkisi vurgulandı. Kentsel dönüşüm ve sosyal konut projelerinde enerji verimliliği yüksek, bakım maliyetleri düşük ve kullanımı kolay yapıların üretilmesi, yaşlı bireylerin evlerinde bağımsız ve güvenli yaşamalarını sağlayacak temel unsur olarak öne çıkıyor.