Türkiye konut piyasasında 2026 yılı, talep yapısının değiştiği ve yeni üretim modellerinin öne çıktığı bir dönem olarak şekilleniyor. EVA Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Cansel Turgut Yazıcı, sahadan elde edilen güncel verilere dayanarak yıl genelinde yaklaşık 1,5 milyon adet konut satışı gerçekleşebileceğini belirtti. Piyasada gözlenen hareketlilik yalnızca satış adetleriyle sınırlı kalmıyor; yıl başından bu yana satılık konut stoklarında yaklaşık yüzde 15 oranında bir gerileme kaydedildi.
Yazıcı, yılın ilk aylarında toplam konut satışları içindeki payı yüzde 30 civarında olan ilk satışların, son aylarda yüzde 35 seviyesine çıktığını ifade etti. Bu artış, yeni konutlara yönelik ilginin güçlendiğinin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Konut piyasasındaki işlem hacminin aylık ortalama 117 bin adet seviyesinde seyrettiği belirtilirken, mevcut görünümün korunması halinde yılın 1,5 milyon konut satışıyla tamamlanabileceği öngörülüyor.
Kiralık konut piyasasında da benzer bir sıkışma dikkat çekiyor. Yaklaşık 35 bin adetlik stok azalması, kiralık tarafta talebin canlılığını koruduğuna işaret ediyor. Konut fiyatlarında ise yıllık nominal artışlar sürmekle birlikte, enflasyon etkisinden arındırıldığında daha dengeli bir tablo ortaya çıkıyor. Yazıcı, konut fiyatlarındaki yıllık artışın yaklaşık yüzde 24-25 bandında, ticari gayrimenkulde ise yüzde 30-32 arasında seyrettiğini aktardı.
Kentsel dönüşümde "Yarısı Bizden" fırsatı ve değerleme rolü
Kentsel dönüşümün gayrimenkul piyasasının en önemli hareket alanlarından biri olduğunu vurgulayan Cansel Turgut Yazıcı, kampanyanın uzatılmasının dönüşüm süreci için önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi. Yazıcı, kentsel dönüşümün sadece yapıların yenilenmesi değil, şehirlerin geleceğe hazırlanması açısından da kritik olduğunu belirterek süreçteki beklentilerini şu sözlerle açıkladı:
“'Yarısı Bizden' kampanyasının uzatılmasının dönüşüm açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyleyerek, kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi değil, şehirlerin geleceğe hazırlanması açısından da kritik olduğunu vurguladı.”
Dönüşüm süreçlerinde değerleme şirketlerinin hakemlik rolüne dikkat çeken Yazıcı, eski yapı ile dönüşüm sonrası ortaya çıkacak yeni projenin değerlerinin karşılaştırılmasının mülk sahiplerinin haklarının korunması açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.
Sosyal konut modeli ve desantralizasyon önerisi
Konut piyasasının geleceğinde kiralık sosyal konut modelinin önemli bir yer tutacağını belirten Yazıcı, konuta erişimin sadece satış yoluyla değil, uzun vadeli kiralama modeliyle de sağlanmasının dar ve orta gelirli kesimler için fırsat yaratacağını ifade etti. Gelişmiş ülkelerde yaygın olan bu modelin Türkiye'de doğru planlamayla hayata geçirilmesinin barınma ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayacağını savunan Yazıcı, uygulamanın özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya gibi nüfus ve istihdam yoğunluğunun yüksek olduğu şehirlerden başlayarak yaygınlaştırılabileceğini söyledi.
Büyük şehirlerde artan nüfus yoğunluğunun arsa ihtiyacını artırdığına dikkat çeken Cansel Turgut Yazıcı, çözümün sadece büyükşehir sınırları içinde yeni alanlar üretmek olmadığını vurguladı. Sanayi, tarım, istihdam ve ekonomik faaliyetlerin farklı şehirlere yayılmasının nüfusun dengeli dağılmasına katkı sağlayacağını belirten Yazıcı, "desantralizasyon" yaklaşımının konut ve arsa politikalarının önemli başlıklarından biri olması gerektiğine dikkat çekti.
2027 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Yazıcı, kentsel dönüşüm, tasarruf finansmanı, kiralık sosyal konutlar ve alternatif konut edinme modellerinin sektörün öne çıkan gündem maddeleri arasında yer alacağını belirtti. Tüketicilerin satın alma kararı verirken projeleri, lokasyonları, ulaşım imkanlarını, yapı özelliklerini ve değerleme verilerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmelerinin önemine dikkat çeken Yazıcı, yeni projelere yönelik bilgilendirme ve erişim kanallarının da giderek daha fazla önem kazanacağını sözlerine ekledi.