Kurtuluş Savaşı sonrasında büyük yıkım yaşayan İzmir, küllerinden yeniden doğarak modern Türkiye'nin mimari vitrini haline geldi.

Yangın alanlarında oluşturulan geniş bulvarlar, yeşil alanlar ve kamusal yapılar kente özgün bir kentsel kimlik kazandırdı.
Cumhuriyet dönemi mirası modern yapılardan Levanten köşklere kadar uzanan bu özgün mimari çizgi, İzmir'i Akdeniz havzasının en dikkat çekici kentsel mozaiklerinden biri yapıyor.

Neoklasik Dönemin Sanat Mabedi: Elhamra Binası
1926 yılında Mimar Tahsin Sermet Bey tarafından inşa edilen Elhamra Sineması, Birinci Milli Mimari akımının en nitelikli eserleri arasında yer alır. Neoklasik üsluptaki kubbe ve çini detaylarıyla öne çıkan tarihi yapı, günümüzde İzmir Devlet Opera ve Balesi olarak hizmet vermeyi sürdürüyor.

Buca Ormanlarında Bir İngiliz Şatosu: Forbes Köşkü
Buca'da 1908 yılında İngiliz Forbes Ailesi tarafından yaptırılan bu yapı, kentin klasik sivil mimarisinden tamamen ayrılır. Çamlık alan içerisinde yükselen dik çatı kurgusu ve ahşap detayları, Kuzey Avrupa şato mimarisini İzmir'in yerel dokusuyla buluşturur.

Karşıyaka Yalı Aksında Modernist Çizgiler: Paya Apartmanı
Karşıyaka Yalı Caddesi'nde Mimar Ziya Nebioğlu tarafından 1950'de tasarlanan Paya Apartmanı, Amerikan modernizminin izlerini taşır. Asimetrik kütle yapısı, eğrisel köşe dönüşleri ve doğal prese tuğla kullanımıyla Cumhuriyet sonrası konut mimarisinin özgün örneklerindendir.