""
weather
22°
İnşaatın Nabzı Güncel Projeler Konut üretiminde alarm..! İnşaat sektöründe maliyet ve iş gücü krizi büyüyor!

Konut üretiminde alarm..! İnşaat sektöründe maliyet ve iş gücü krizi büyüyor!

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şube Başkanı Ahmet Onur Özergene, artan maliyetler, nitelikli iş gücü açığı ve denetim sorunlarının konut üretimini tehdit ettiğini belirtti.

Genel Yayın Yönetmeni
Konut üretiminde alarm..! İnşaat sektöründe maliyet ve iş gücü krizi büyüyor!

Türkiye’nin inşaat sektörü, yükselen yapım giderleri, sahada çalışan kalifiye eleman eksikliği ve denetim mekanizmalarındaki aksaklıklar nedeniyle zorlu bir süreçten geçiyor. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Ankara Şube Başkanı Ahmet Onur Özergene, bu yapısal sorunların sadece müteahhitleri değil, mühendislerden işçilere kadar sektörün tüm paydaşlarını etkilediğine dikkat çekti.

Özergene, özellikle vatandaşların barınma hakkını doğrudan ilgilendiren konut üretimindeki sıkıntıların, sektörün diğer alanlarına kıyasla daha kritik bir boyuta ulaştığını ifade etti. Sektörün son beş-altı yıldır ağır ekonomik koşullarla mücadele ettiğini vurgulayan İMO Ankara Şube Başkanı, yapım maliyetlerindeki artışın ve konut satışlarında yaşanan daralmanın üretim sürecini olumsuz yönde etkilediğini kaydetti.

Maliyet belirsizliği ve iş gücü dengesi

İnşaat malzemelerinde teknolojik gelişmelere paralel olarak çeşitlilik artarken, birçok üründe fiyat ve rayiç belirleme konusunda ciddi bir belirsizlik hüküm sürüyor. Beton ve demir gibi temel girdilerde belirli standartlar bulunsa da diğer malzemelerde fiyatlar değişkenlik gösteriyor. İşçilik maliyetlerindeki yükseliş ise toplam yapım giderlerini önemli ölçüde artırıyor.

Sektördeki bir diğer önemli sorun ise iş gücü dengesindeki bozulma. Türkiye’de 2007 yılı sonrasında üniversite sayısının ve yükseköğretime yönelimin hızla artması, sahadaki iş gücü dengesini değiştirdi. Üniversite mezunu sayısındaki artışa rağmen, şantiyelerde çalışacak nitelikli işçi ve ara eleman sayısı azaldı. Bu durum, mühendislik hizmetlerinin ekonomik değerinde kayba yol açarken sahadaki ara eleman açığını derinleştiriyor ve işçilik maliyetlerini yukarı çekiyor.

Ahmet Onur Özergene, üniversite kontenjanlarının sektörlerin gerçek ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, mevcut dengesizliğin kısa sürede çözülemeyeceğini ve uzun vadeli politikalar uygulanması gerektiğini savundu.

Denetim mekanizmaları ve yapı güvenliği

Şantiye denetimi, inşaat sektöründe güvenlik açısından en kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Yapı denetim sisteminin mevzuat açısından yeterli bir çerçeve sunduğunu ancak uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını belirten Özergene, bazı şantiyelerde süreçlerin işveren, müteahhit veya işçilerin inisiyatifine bırakıldığını ifade etti. Şantiye şeflerinin zaman zaman işveren baskısı altında hareket edebildiğine işaret eden İMO Ankara Şube Başkanı, etkin bir denetim mekanizmasının kurulmasının yapı güvenliği için zorunlu olduğunu vurguladı.

Yapı denetim firmalarının da projeye aykırı imalat talepleri ve itirazlar nedeniyle denetim süreçlerinde zaman zaman işlevsiz hale gelebildiğini anlatan Özergene, yalnızca mevzuat oluşturmanın yeterli olmadığını, etkin, bağımsız ve düzenli denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

İnşaat mühendisliğinin ağır hukuki ve cezai sorumluluklar içerdiğine dikkat çeken Özergene, mühendislerin projedeki sorumluluklarının yıllar sonra dahi devam edebildiğini hatırlattı. Özellikle deprem sonrası yürütülen yargılamalarda, yaşamını yitirmiş mühendislerin sorumluluklarının tartışma konusu olabildiğini ve bazı durumlarda ailelerine tazminat veya ceza süreçlerinin yansıyabildiğini belirtti.

İMO Ankara Şube Başkanı Ahmet Onur Özergene, sektördeki sorunların çözümüne ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Kaliteli malzeme tek başına yeterli değil. Bir yapıda en kaliteli malzemelerin kullanılmasının tek başına güvenli bir bina ortaya çıkarmayacağını, taşıyıcı sistemin doğru tasarlanmasının ve mühendislik ile mimarlık hizmetlerinin eksiksiz yürütülmesinin hayati önem taşıdığını belirtmek gerekir. Malzeme kalitesi ile doğru mühendislik hizmetlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor.”

Özergene, kentsel dönüşümün de mevcut sorunlardan bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini, dönüşümün sektörü tek başına canlandıracak bir araç olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Kentsel dönüşüm uygulamalarının zaman içinde bütüncül şehir planlamasından uzaklaşarak bina bazlı ve noktasal dönüşümlere yöneldiğini belirten Özergene, bunun şehirlerin geleceği açısından doğru bir yaklaşım olmadığını savundu.

Şehirlerin geleceğinin; şehir ve bölge plancıları, mimarlar, çevre mühendisleri ve inşaat mühendislerinin ortak aklıyla planlanması gerektiğini ifade eden Özergene, iş kazaları açısından yüksek risk taşıyan inşaat sektöründe zaman baskısı ve maliyet kaygılarının iş güvenliğinin önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı.

Ankara’da geçmiş yıllarda uygulanan iskele denetimlerinden olumlu sonuçlar alındığını hatırlatan Özergene, bu örneğin denetimin sahada gerçekten uygulanması halinde sonuç verdiğini gösterdiğini belirtti. Özergene’ye göre önemli olan yalnızca kuralların bulunması değil, bu kuralların düzenli ve etkin biçimde uygulanmasıdır.

İnşaat sektörünün yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşabilmesi için eğitim, denetim ve mesleki bağımsızlığın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Ahmet Onur Özergene, mühendislerin müdahalelerden uzak şekilde görev yapabileceği bir sistem kurulmasının önemine işaret etti. Artan maliyetler, nitelikli iş gücü eksikliği ve denetim sorunlarının aynı anda çözülmemesi halinde konut üretimindeki sıkıntıların daha da büyüyebileceğine dikkat çeken Özergene, özellikle barınma krizinin derinleşmemesi için sektörün bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız