İstanbul'daki 1 milyon 167 bin yapının yüzde 70'inin 2000 yılı öncesi inşa edildiği kentte bina sağlamlık testleri hayati önem taşıyor. Hızlı taramadan karot analizine kadar bina sağlamlığı tespit yöntemleri ve merak edilen detaylar incelendi.
Olası afetlere karşı yapı güvenliğini ölçmek ve riskli bina stokunu belirlemek adına uygulanan deprem testleri, konut sahiplerinin ve sektörün öncelikli gündem maddesi olmayı sürdürüyor. İstanbul'da bulunan 1 milyon 167 bin yapının yaklaşık yüzde 70'inin 2000 yılından önce inşa edilmiş olması, özellikle 1999 Marmara Depremi'ni yaşamış binalardaki risk durumunun tespit edilmesini zorunlu kılıyor.
Uzman değerlendirmelerine göre, bir yapının sağlamlığı tek bir kritere bağlı olarak ölçülemiyor. 2000 yılındaki TS500 standardı, 2007 Deprem Yönetmeliği ve 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği yapı güvenliğini kademeli olarak artırsa da, uygulama ve projelendirme hataları binaların yapım yılı ile deprem dayanıklılığı arasında her zaman doğrudan bir paralellik bulunmadığını ortaya koyuyor.

Hızlı Tarama Testleri Ön Bilgi Sağlıyor
Bina sağlamlığını belirleme süreçleri genel olarak üç ana aşamadan oluşuyor:
Yapısal Hızlı Tarama Testleri: Pratik ön analiz amacıyla dünya genelinde ve sigorta (DASK) poliçelendirme süreçlerinde kullanılan yöntemdir. Bina yaşı, kat sayısı ve türü gibi temel sorulara dayanır. Ön tespit niteliğindedir ve doğruluk oranı yaklaşık yüzde 50 seviyesindedir.
Detaylı İkinci Kademe İncelemeler: Görsel incelemelere zemin durumu ve uzman görüşlerinin eklendiği aşamadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) Bina Tespiti projesi bu yönteme örnek oluşturmaktadır.
Yapısal Performans Analizi: Binanın taşıyıcı sisteminden numune alınarak yönetmelik modelleri üzerinden yapılan kapsamlı mühendislik testidir.
Karot Testi ve Taşıyıcı Sistem Güvenliği
Piyasada karot testi olarak bilinen yapısal performans analizinde, yapının kolon ve kirişlerinden beton silindir numuneleri alınıyor. İncelenen yönetmelik türüne göre (2007 veya 2018 yönetmelikleri) numune sayısı ve kat aralıkları değişiklik gösteriyor.
Özellikle 2000 yılı öncesinde nervürsüz demir, düşük kaliteli beton ve yetersiz kolon kesitleriyle (25x25 cm altı) inşa edilen binalarda taşıyıcı elemanlardan karot alınması hassas bir süreç gerektiriyor. Kritik noktalardan parça alınması durumunda taşıyıcı sistem bütünselliğinin zarar görebileceği belirtilirken, numune alınan boşlukların yüksek mukavemetli özel harçlarla aşamalı şekilde doldurulması gerektiği vurgulanıyor.
Ortalama bir apartman bloğu için kapsamlı yapısal performans analizinin maliyeti güncel piyasa koşullarında 100 bin TL'yi aşabiliyor. Test sürecinde bağımsız bölümlerin içerisine girilmesi, birden fazla noktadan numune alınması ve ortak karar süreçleri gerektiğinden, konut sahiplerinin öncelikli olarak kademeli tarama yöntemlerini değerlendirdiği ifade ediliyor.