Fevzi Efe SEKİTMEZ-İNŞAATIN NABZI-Türkiye ekonomisinin lokomotifi inşaat sektörü, son 10 yılın en derin likidite krizini yaşıyor. Finansman maliyetleri ve faiz kıskacında sıkışan sektörde, yalnızca 2025 yılında 500'e yakın büyük firma havlu attı. Finansal fırtınanın en ağır vurduğu merkezlerden İzmir'de ise 50 yıllık devler mahkeme kapılarında yasal koruma arıyor.
Türkiye ekonomisinin ve büyüme modelinin lokomotifi konumunda olan inşaat sektörü, son on yılda derinleşen finansal dalgalanmalar, kontrolsüz artan maliyetler ve son olarak yüksek faiz-likidite sıkışıklığı kıskacında tarihi bir tasfiye süreci yaşıyor. Geçmişte milyarlarca liralık hacme sahip olan, binlerce kişiye istihdam sağlayan dev yapılar, bugün ticaret mahkemelerinin kapısında yasal koruma arıyor. 2016 yılından bugüne uzanan periyotta, makroekonomik dengelerin değişmesiyle birlikte şantiyelerde vinçlerin durduğu, irili ufaklı binlerce firmanın piyasadan silindiği ya da konkordato kalkanına sığındığı bir bilanço ortaya çıktı.
Rekor Yılı: 2025’te İnşaat Sektöründe Kitlesel Çöküş
Finansman maliyetlerinin zirve yaptığı ve bankaların kredi musluklarını tamamen kıstığı son yıllar, inşaat firmaları için adeta bir hayatta kalma sınavına dönüştü. Konkordato Takip platformunun resmi verilerine göre, Türkiye genelinde nakit akışı bozulan şirketlerin mahkemelere sığındığı 2025 yılı, 2 bin 817 geçici mühlet kararı ile tüm zamanların rekorunu kırdı.
Bu yasal koruma taleplerinde açık ara lider sektör inşaat ve taahhüt sektörü oldu Sadece 2025 yılında Türkiye genelinde 500'e yakın büyük ölçekli inşaat firması mali darboğazı aşamayarak ya konkordato ilan etti ya da doğrudan iflas kararı alarak tasfiye sürecine girdi. Tedarik zincirindeki kırılma; hazır betondan çimentoya, demir-çelikten mimarlık ofislerine kadar tüm alt sektörleri de peşinden sürükledi.
İzmir Özelinde "Devlerin" Ağır Hasar Raporu
Finansal dalgalanmaların ve yüksek maliyetlerin vurduğu en kritik merkezlerden biri de İzmir oldu. Kent genelinde faaliyet gösteren müteahhitlik ve taahhüt firmaları, artan arsa maliyetleri ve finansman bulma zorlukları nedeniyle projelerini tamamlayamaz hale geldi. İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve ticaret mahkemelerinin verileri, kentteki iflas ve konkordato dalgasının boyutunu gözler önüne seriyor:
Başvurularda Büyük Sıçrama
İzmir'de 2024 yılında 117 olan toplam konkordato başvurusu, 2025 yılında yüzde 47 artış göstererek 171'e yükseldi. İçinde bulunduğumuz 2026 yılının ilk 6 ayında ise İzmir mahkemeleri 74 geçici mühlet ve 72 kesin mühlet kararı verirken, 10 inşaat odaklı şirket hakkında doğrudan iflas kararı açıkladı.
50 Yıllık Devlerin Çöküşü
Uluslararası alanda 12 farklı ülkede dev altyapı projeleri yürüten, Katar Büyükelçiliği binalarını inşa eden ve 50 yılı aşkın köklü bir geçmişe sahip olan İzmir merkezli Özdemir Holding, bünyesindeki 6 alt şirketle birlikte nakit sıkışıklığını aşamayarak konkordato başvurusunda bulundu.
Tedarik Zincirinde Kırılma
Ege Bölgesi'nin hazır beton, madencilik ve yapı malzemeleri sektöründeki en önemli aktörlerinden biri olan Okka Group ve bünyesindeki 4 şirket, piyasadaki likidite daralmasına dayanamayarak mahkemeden bir yıllık kesin mühlet kararı aldı ve konkordato kalkanına sığındı.
10 Yıllık Süreci İflasa Sürükleyen Yapısal Nedenler
İnşaat sektörünün son 10 yılda yaşadığı bu kitlesel çöküş, anlık bir krizin değil, üst üste binen kronik ve yapısal sorunların bir sonucudur:
Döviz Endeksli İnşaat Maliyetleri Endeksi
Son 10 yılda çimento, demir ve akaryakıt gibi ana girdi maliyetleri, resmi enflasyonun çok üzerinde bir hızla katlandı. Sabit fiyatla kamu ihalesi alan ya da kat karşılığı projeye başlayan müteahhitler, sermayelerini maliyet artışlarına karşı koruyamadı.
Yüksek Faiz ve Kredi Erişimsizliği
Bankaların ticari kredi faizlerini yüzde 50 bandının üzerine çıkarması ve riskli gördükleri inşaat sektörüne fonlamayı tamamen durdurması, şantiyelerin can damarı olan nakit akışını kesti.
Konut Satışlarındaki Durgunluk
Vatandaşların banka kredilerine erişememesi, ipotekli konut satışlarını tarihi dip seviyelere indirdi. Projeleri "topraktan" satarak finansman sağlayan geleneksel müteahhitlik modeli bu nedenle tamamen çöktü.
Sonuç ve Gelecek Projeksiyonu
Son 10 yıllık periyotta İzmir ve Türkiye genelinde irili ufaklı binlerce taahhüt firması, konkordato aşamasına dahi gelemeden sessiz sedasız kepenk indirdi veya projelerini yarım bırakarak tasfiye oldu. Mahkemelerin verdiği koruma kararları firmalara zaman kazandırsa da, makroekonomik göstergeler ve faiz ortamı inşaat sektöründe kısa vadede radikal bir toparlanma olmayacağını gösteriyor. Sektör temsilcileri, finansmana erişim kolaylaşmadığı ve girdi maliyetleri dizginlenemediği sürece, önümüzdeki dönemde de yeni iflas dalgalarının kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.