Türkiye'de artan konut fiyatları, yükselen kira giderleri ve finansmana erişimdeki zorluklar barınma sorununu derinleştirirken, Tüketici Federasyonu (TÜKONFED) Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez farklı bir politika haritası çizdi. "Yeni/Yeniden Kooperatifçilik ve Üretimin Finansmanı" kitabının yazarı olan Ölmez, mevcut sistemin konut satın alımını finanse etmek yerine üretimi teşvik eden Millî Konut Politikası modeli geliştirmesi gerektiğini savunuyor.
Önerilen modelde sosyal kiralık konutların yaygınlaştırılması temel hedeflerden biri olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım sayesinde ev sahibi olamayan vatandaşların da gelir düzeylerine uygun, güvenli ve sürdürülebilir barınma imkanlarına kavuşması amaçlanıyor. Model kapsamında devletin planlama, düzenleme ve denetim görevlerini üstlenmesi; kooperatiflerin, sosyal konut kuruluşlarının ve özel sektörün üretim kapasitesinden ise aktif şekilde yararlanılması öngörülüyor.
Kooperatiflerde şeffaflık ve milli fon vurgusu
Geçmişte yaşanan kötü yönetim örnekleri ve suiistimaller nedeniyle güven kaybına uğrayan kooperatifçilik sisteminin yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Ölmez, bu süreçte şeffaflığın hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Proje bazlı hesap tutulması, bağımsız mali ve teknik denetim mekanizmalarının işletilmesi, ödeme süreçlerinin şeffaf yürütülmesi ve yöneticilerin sorumluluk sınırlarının net bir şekilde belirlenmesi önerilen modelin kilit unsurları arasında yer alıyor.
Finansman kaynağı yaratmak amacıyla ise Milli Konut Fonu kurulması teklif ediliyor. Sosyal konutlardan elde edilen kira gelirleri ile uzun vadeli konut geri ödemelerinin bu fonda toplanarak yeniden konut üretimine aktarılması planlanıyor. Böylece finansmanın tamamlanmış konutların satın alınmasından ziyade yeni konutların inşasına yönlendirilmesi hedefleniyor. Kamu arazilerinin bir kısmının erişilebilir konut üretimine tahsis edilmesi ve vatandaşların tasarruflarıyla üretime doğrudan katılabilmesi de öneriler arasındadır.
Ölmez, konut politikasının başarısının yalnızca üretilen konut adediyle ölçülmemesi gerektiğine dikkat çekerek, bölgesel ihtiyaçların ve farklı gelir gruplarının dikkate alındığı, tasarruf sahiplerinin korunduğu ve uzun vadeli planlamayla vatandaşların gelirlerine uygun konutlara erişiminin artırıldığı 20-30 yıllık bir hedef çerçevesi çiziyor.