Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) verilerine göre Türkiye'deki 20 milyon 32 bin konuttan 11 milyon 628 bin 88'i Zorunlu Deprem Sigortası poliçesine sahipken, 8 milyon 403 bin 912 konutun deprem riskine karşı herhangi bir güvencesi bulunmuyor. Bu durum, her 100 konuttan 42'sinin sigortasız olduğu anlamına geliyor.
Konuyu değerlendiren Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, sigortalılık oranının 2020'de yüzde 53,8 iken bugün yüzde 58'e çıktığını belirtti. Özelmacıklı, "Altı yılda poliçeli konut sayısı 2,1 milyondan fazla artmasına rağmen, sigortasız konut sayısı yaklaşık 8,2 milyondan 8,4 milyona çıktı. Oranlarda ilerledik ancak güvence dışında kalan konut sayısını henüz azaltamadık" dedi.
Deprem yaşayan bölgelerde sigortalılık daha yüksek
Bölgesel veriler, deprem risk algısının sigorta yaptırma davranışını doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. DASK istatistiklerine göre sigortalılık oranı Marmara Bölgesi’nde yüzde 64,2, Doğu Anadolu’da yüzde 63,7 ve Güneydoğu Anadolu’da yüzde 62,7 seviyesinde bulunuyor. Bu oranlar Ege’de yüzde 58,5, Akdeniz’de yüzde 58,3 ve İç Anadolu’da yüzde 50,7 olarak ölçülürken, Karadeniz Bölgesi’nde yüzde 45’e kadar düşüyor.
Özelmacıklı, bu durumu şöyle yorumladı: "Büyük ve yıkıcı depremlerle karşılaşan bölgelerde oranların yükselmesi, sigorta bilincinin çoğu zaman depremden sonra güçlendiğini gösteriyor. Oysa güvence depremden önce oluşturulmalı."
Poliçelerin kesintisiz yenilenmesi kritik önemde
Zorunlu Deprem Sigortası'nın tapu, konut kredisi, elektrik ve su aboneliği gibi işlemler sırasında kontrol edildiğini ancak poliçelerin bir yıllık geçerliliği olduğunu hatırlatan Özelmacıklı, kesintisiz yenileme alışkanlığının önemine dikkat çekti. Özelmacıklı, "Taşınmazın uzun süre el değiştirmediği veya abonelik işlemi yapılmadığı durumlarda poliçenin yenilenmesi gözden kaçabiliyor. Bu nedenle yalnızca poliçe yaptırma değil, her yıl kesintisiz yenileme alışkanlığı kazanmamız gerekiyor. Deprem, poliçenin yenilenmesini beklemiyor" ifadelerini kullandı.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin sigortanın önemini bir kez daha gösterdiğini belirten Özelmacıklı, DASK’ın yaklaşık 540 bin hasar dosyasını dokuz ay içinde sonuçlandırarak 39 milyar TL hasar ödemesi yaptığını kaydetti. Özelmacıklı, "Bu operasyon DASK’ın afet sonrasındaki finansal işlevini ortaya koydu. Ancak toplam ekonomik kaybın büyük bölümünün sigorta sistemi dışında kalması, sigortalılık oranının artırılmasının bireysel olduğu kadar toplumsal bir ihtiyaç olduğunu da gösterdi" değerlendirmesinde bulundu.
DASK bir sağlamlık belgesi değil, finansal güvencedir
Mustafa Hakan Özelmacıklı, DASK'ın kapsamının doğru anlaşılması gerektiğini vurgulayarak şu bilgileri verdi: "DASK, binanın depreme dayanıklı olduğunu gösteren bir sağlamlık belgesi değildir. Deprem ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının binada oluşturduğu doğrudan maddi zararları, poliçede belirlenen teminat sınırları kapsamında karşılar."
Arsa değeri, ev eşyası, kira kaybı ve bedeni zararlar gibi kalemlerin DASK kapsamında olmadığını belirten Özelmacıklı, "Bu nedenle DASK temel bir finansal güvence olarak görülmeli, ihtiyaç halinde ek konut sigortasıyla koruma tamamlanmalıdır" dedi. Özelmacıklı ayrıca, poliçe düzenlenirken beyan edilen adres kodu, tapu bilgileri, inşa yılı ve brüt yüzölçümü gibi bilgilerin doğruluğunun, hasar sonrası maddi kayıp yaşanmaması için hayati olduğunu sözlerine ekledi.