İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, turizm bölgelerindeki arsaların yatırım potansiyelini belirleyen unsurlara dair açıklamalarda bulundu. Dindi, deniz kıyıları, doğal alanlar ve tarihi destinasyonlarda yeni arazi üretiminin kısıtlı olduğuna işaret ederek bu durumun uzun vadeli değerlenmeyi beslediğini ifade etti.
Sınırlı arz ve değişen turizm anlayışı
Dindi, "deniz kıyıları, doğal alanlar ve tarihi destinasyonlarda yeni arazi üretiminin kısıtlı olmasının, uzun vadede değer artışını destekleyen en önemli etkenlerden biri" olduğunu söyledi. Yatırım kararı alınırken imar durumu, ulaşım olanakları, altyapı kapasitesi ve bölgesel talebin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Turizm anlayışındaki dönüşümün yatırım fırsatlarını çeşitlendirdiğini belirten Dindi, tiny house, glamping ve ekolojik turizm gibi alternatif konaklama modellerinin son yıllarda öne çıktığını ifade etti. Bu tür projelerin hayata geçirilebilmesi için parselin imar koşulları, ruhsat süreçleri ve yasal düzenlemelerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini kaydetti.
Ulaşım ve altyapı yatırımları değere doğrudan etki ediyor
Turizm arsalarının yalnızca alım-satım amacıyla değil, hasılat paylaşımı, kat karşılığı geliştirme ya da doğrudan konaklama tesisi yatırımı gibi farklı modellerle de değerlendirilebildiğini belirten Dindi, yabancı yatırımcıların da bu alanlara ilgi gösterdiğini ifade etti. Dindi, ulaşım ve kamu yatırımlarının turizm arsalarının değerini doğrudan etkilediğini vurguladı.
Yeni karayolları, havalimanları, marinalar ve altyapı projeleri bölgelerin erişilebilirliğini artırırken yatırımcıların mevcut durumun yanı sıra onaylı planları, koruma statülerini ve turizm gelişim stratejilerini de incelemesi gerekiyor. Uzmanlar, tapu kayıtları, imar hakları ve ilgili kurum izinlerinin uzman desteğiyle kontrol edilmesinin olası hukuki ve finansal riskleri azaltacağına dikkat çekiyor.